Herkes kafasındaki çözümü söylesin

Herkes kafasındaki çözümü söylesin!
Tokat’ın acısı yüreklerimizde bu kadar tazeyken bunları dile getirmek doğru değil belki. Tamam da Tokat’ta ne olduğunu tam olarak biliyor muyuz? Belki de tam tersine konuşmanın şimdi tam zamanıdır. PAKİZE SUDA YAZDI
OLAYI biliyorsunuz…
İnternette, Gülben Ergen’in, “dağdan inip pişmanlık yasasından yararlanan bir PKK’lıyı şoför olarak işe aldığı”nı iddia eden bir haber yayımlandı.
Haberin yalan olduğunu söyleyen Gülben Ergen bununla yetinmedi, gitti savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Gülben Ergen’in isyanını ve telaşını anlıyorum.
Şu hassas dönemde kim olsa tepkilerden çekinirdi. (Hassas olmadığımız bir dönemi görmedi bu gözler. Birleşik Hassasiyetler Cumhuriyeti!)
Savcılığa kadar gitmesinin nedeni de bu olmalı; yoksa her yalan haberde aynı şeyi yapmadığını biliyoruz.
Ama dedim ya, Gülben Ergen’i anlıyorum, ona bir diyeceğim yok.
Fakat “pişman olup dağdan inmiş birini işe alma”yı “suç duyurusu gibi” haber yapanlara diyeceklerim var.
En çok da “iddianın doğru çıkması halinde Gülben Ergen’in vatan haini sayılacağı”ndan hareketle onu korumaya çalışanlara…
Çünkü onlar bir yandan “kardeşlik”, “barış”, “hoşgörü”, “kanın durması” üzerine yazıp duruyorlar.
Ama pişman olup dağdan inmiş birini işe almak “haince atılmış bir iftira” olabiliyor ancak!
Bu ne yaman çelişki!
Peki o “barış”, “kardeşlik” dediğiniz şeylere nereden başlayacağız arkadaşlar?
“Şimdi değil.”
“Öyle değil.”
Ne zaman, nasıl peki?
“Hele bir dağdan insinler önce.”
İnenler var işte!
İniyorlar, devletin çıkardığı pişmanlık yasasından yararlanıyorlar.
Sonra?
Sonra biz diyoruz ki…
“Aman ha, kimse bunlara iş vermesin; veren vatan hainidir!”
İşsiz güçsüz, dışlanmış kalakalacaksa neden insin dağdan?
Zaten çoğu işsiz güçsüz kaldığı, kendisini dışlanmış hissettiği için kolayca kandırılıp çıkartılmadı mı dağa?
Tokat’ın acısı yüreklerimizde bu kadar tazeyken bunları dile getirmek doğru değil belki.
Tamam da Tokat’ta ne olduğunu tam olarak biliyor muyuz?
Kim bilir kaç yıl sonra haberimiz olacak gerçeklerden.
Belgeler, günlükler, itirafçılar falan çıkacak ortaya ki…
Neyin doğrusunu günü gününe öğrenebildik söyler misiniz?
Hem pişman olup dağdan inerek yeni bir hayata başlamak isteyenin karşısında durmakla o hain pusuyu kuranların “ekmeğine tereyağı sürüyor olmamız” ihtimali de var değil
mi?
Allah aşkına, hepimiz bu gibi şeylerin artık ihtimal değil “bu meselenin en basit gerçekleri” olduğunu bilmiyor muyuz?
Suçluyla suçsuzun, beyazla siyahın birbirine karıştığını?
Belki de tam tersine konuşmanın şimdi tam zamanıdır.
Mesela herkes kafasındaki “çözüm şekli”ni açıklayabilir.
Üstüne o kadar kalem oynattığı konuya dair herkesin kafasında, “bir türlü yol yöntem beğenmemek dışında” çözüm önerileri de oluşmuştur belki zamanla.
Akıl fikir seferberliğine ihtiyacımız var.
PAKİZE SUDA – GAZETE HABERTÜRK







